top of page

Yapay Zeka ile Müzik Dünyasında Bağımsız Kalmak - Dağıtım Şirketleri

Dijital Duvarlar Arasında Bir Tecrübe

Yazarlık yolculuğumda "Beni Kim Yazdı" ve "Kronik Kayboluş" ile kelimelerin peşine düşmüşken, 'Nightcall ve Detone Sesler projesiyle seslerin dünyasına yeni bir kapı araladım. Yapay zekâyı bir asistan olarak yanıma alıp üretim yapmaya başladığımda, asıl mücadelenin "yaratım" sürecinde değil de "yayımlama" aşamasında olduğunu çok acı bir tecrübeyle öğrendim.

İlk Durak: TuneCore ve Content ID Fiyaskosu

Müzik yolculuğumun başında, eserlerimin dijital platformlara ulaşması için TuneCore gibi köklü bir isimle yola çıkmanın en güvenli liman olduğunu düşünmüştüm. Çok geçmeden bu limanın fırtınalı ve özgün bir yaratıcıyı korumaktan çok kendi algoritmik duvarlarını kollayan bir yapı olduğunu anladım. Şarkılarımın bana ait olduğunu kanıtlamak için verdiğim Content ID taleplerim hiçbir somut veri sunulmadan, âdeta "otopilot" bir reddedişle “Eserleriniz %100 yapay zekâ içeriğidir” denilerek geri çevrildi. Israrla kapılarını çaldığımda ise sonunda beni üst düzey yöneticilerine yönlendirdiler; benden eserlerin yapay zekâya değil de şahsıma ait olduğunu belgeleyen tüm yasal kanıtlar istendi.

Elimde ne varsa masaya koydum:

  • Suno Pro Lisansları: Profesyonel üyelik sayesinde ticarî hakların şahsıma ait olduğunu belgeleyen çıktılar.

  • Yaratım Süreci Kanıtları: Şarkıların rastgele oluşmadığını, her bir notanın ve duygunun arkasında yatan detaylı promptlarımı ve üretim aşamasındaki ekran görüntülerimi.

  • Resmî ve Hukuki Tescil: Sözlerin bana, yani Melih Şafak Özgür’e ait olduğunu belgeleyen, TC Noter onaylı tescil belgelerimi.

  • Prodüksiyon: Şarkıları sadece "üretip geçmediğimi", onları stemlerine (ayrıştırılmış kanallara) bölerek FL Studio üzerinde nasıl nakış gibi işlediğimi, frekanslarla oynayıp kaliteyi nasıl yukarı çektiğimi gösteren prodüksiyon dosyalarımı.

"Keyfi Kararlar" ve Aba Altından Sopa

İki haftalık bir bekleyişin ardından gelen yanıt, modern müzik endüstrisinin ne kadar "kapalı bir kutu" olduğunun özetiydi. "Sizi yanlış iddialardan korumak için reddettik" gibi korumacı görünen ama aslında özgün bir yaratıcıyı hiçe sayan bir üslup... Üstelik "Sebep bildirmek zorunda değiliz, canımız isterse hesabınızı da kapatırız" minvalindeki o "aba altından sopa gösteren" şartlar ve koşullar maddesiyle kapıyı yüzüme kapattılar ve açtığım itiraz dosyasını da...

TuneCore Mail
Tarafıma gönderilmiş olan mail detayı.

Arkadaşımın Hikâyesi: Viral Olunca Gelen Darbe

Ben bu süreci yaşarken, bir arkadaşımın 100 binlerce dinlenmeye ulaşan şarkısının, tam ödeme alacağı gün "AI içeriği" bahanesiyle tüm platformlardan silindiğine şahit oldum. Bu durum, meselenin sadece teknik bir sorun olmadığının, aslında bir "hak gaspı" stratejisine dönüşebileceğinin en net kanıtıydı nazarımda.

İnsan Müdahalesi Nedir Ki?

Bir eserin "%100 yapay zekâ ürünü" olduğunu iddia edebilmek için, o sürecin hiçbir aşamasında insan iradesinin bulunmaması gerekir. Oysa benim sürecim bunun tam zıttı: Hiçbir yapay zekânın taklit edemeyeceği kadar karmaşık ve özgün olan şarkı sözlerimden tutun, o sözlerin hangi ruhla hayat bulacağına karar veren “yaratıcı irade” tamamen bana ait.

Bir şarkı için abartısız yüzden fazla deneme yapmak, her denemede promptlar üzerinden yapay zekâyı bir enstrüman gibi eğitip yönlendirmek ve nihai sonuçta Suno’nun sunduğu ham kaliteyle yetinmeyip, FL Studio başında o sesi en üst seviyeye taşımak için saatlerce mesai harcamak “insan müdahalesi” değil de nedir?

Burada asıl trajedi şu: Yapay zekâ, zihnimdeki duygu dünyasını sese döken bir araçtan ibaretken; yazılımın kendi kodlarına gizlediği o teknik "parmak izi" yüzünden tüm emeğimiz bir çırpıda "insansız" ilan ediliyor. Araç, amacın önüne geçiyor ve biz o dijital imza yüzünden haksız bir damga yiyoruz.

Haksız diyorum; çünkü teknik açıdan bakarsanız bir FL Studio da aslında içinde binlerce enstrümanın, efektin ve algoritmanın bulunduğu yapay bir orkestradır. Aradaki tek fark şudur: FL Studio’da notaları tek tek dizerek bir bütün oluşturursunuz; Suno gibi bir yapay zekâda ise doğru promptlarla ve onlarca denemeyle o orkestrayı bir şef gibi yönetirsiniz.

Evet, belki Suno’da her bir notayı manuel olarak siz basmıyorsunuz ve o, notaları sizin hayal ettiğiniz duyguya göre hazırlıyor. Yaratım sürecinin en ağır, en önemli parçalarını burada omuzlayarak o ses dosyalarının içine gömdüğü etiketi de sonuna kadar hak ediyor.

Eğer bu bir ortak çalışmaysa, sonucu “%100 yapay” diyerek belgeler önüne sunulmuş profesyonellerin yaptığı kestirip atmak eylemi sadece acımasızlık değil, sanatın geçirdiği teknolojik evrimi de reddetmektir.

Yeni Bir Başlangıç: DistroKid ve Özgürlük

Yukarıdaki bahsettiğim sebepler zincirinden sonra bir yıllık sözleşmem henüz dolmamışken uzunca yaptığım araştırmalar sonrasında Aralık ayı itibarıyla tüm kataloğumu TuneCore’dan temizleyip DistroKid’e taşıdım. Burada beni karşılayan felsefe şuydu: "Biz sana bahane sunmayız, sorumluluğu ve yetkiyi sana bırakırız." 

Ekstra bir ücretle Content ID alabiliyor, kendi haklarını kendin savunabiliyordun. Üstelik Spotify Canvas ve Shorts videoları gibi sanatçıyı destekleyen ücretsiz araçlar da cabası...

Dağıtım şirketleri engelini aştıktan sonra önümdeki yeni hedefi ve Spotify algoritmasını nasıl yönetmemiz gerektiğine dair öğrendiklerimi ve bizzat deneyimlediklerimi kaleme alacağım. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere...


Melih Şafak Özgür


Sormak istediklerinizi lütfen yoruma bırakın. Bir sonraki yazıda mutlaka değineceğim.


Yapay Zeka ile Müzik Dünyasında Bağımsız Kalmak - Dağıtım Şirketleri

Yapay Zeka ile Müzik Dünyası

Yorumlar


bottom of page