İNSAN VE MÜZİK
Aşık Veysel der ki: "Benim sadık yârim kara topraktır."
İnsan aslından, topraktan koptukça ruhundan uzaklaşan bir varlıktır. İnsan beklentisi olan bir varlıktır; ancak toprak, senden bir beklentisi olmadan sana nice nimetler sunar.
İnsanın müzikle olan bağı da böyledir. Hangimizin bir otobüs camına başını yaslamış uzaklara dalmışken, sevdiği bir melodi ile yürürken ruhuna sızan ya da adımlarına eşlik eden bir ritmi, unutamadığı bir anısı yoktur ki?
Aslında bizler de birer nota gibiyiz, değil mi? Her birimizin durması gereken bir yer vardır ve diğer notalarla birleştiğinde ortaya gerçek bir melodi çıkar. Farklı düşünceler, farklı bakış açıları toplumun ritmini oluşturur. Hangi nota bir diğeriyle uyum içinde kaybolursa, ruhumuza temas eden o güzel müzikler ortaya çıkar.
Notalar da insanlar gibidir; tek başlarına farklı ve ayrıdırlar ama yan yana geldiklerinde tam ve anlamlı bir bütün oluştururlar. Tıpkı insanın yalnızlık isteği misali... Notalar tek tek birer ses iken, bir araya geldiklerinde güçlü bir melodiye dönüşürler.
Müzik, insanın tam da ruhunda saklı değil midir? Bazen hüzünlü bir rengin tonlarında kendimizi bulur, bazen bir melodinin kıvrımlarında ahengi hissederiz. Bir araya getiren biziz; peki biz hangisiyiz? Müziğin sihrini yansıtan mı, yoksa o sihirle kendini yaşayan mı?
Bir otobüs camına yaslandığımızda, camdaki buğuda ya da toprağa bastığımız her adımda... Gökyüzüne doğru yükselen bir solukta, şehrin renk renk ışıklarında veya farklı bir sokaktan geçen o tanıdık seste mi bulursun kendini?
Peki sen, insana ıslık olan o rüzgârın neresindesin? Müziğin hangi ritminde, hangi notasında yaşıyorsun kendini?
Rast Makamı: Huzur ve sevinç... İnsanlar sana bakınca neşeyi ve ferahlığı mı görürler? Doğallığın ve içtenliğinle çevrene dinginlik verenlerden misin yoksa?
Nihavend Makamı: Derin sevgi, hüzün, tutku ve özlem hislerinin yansıması... Nihavend'in mihmandarlığında insanlar sana bakınca kendilerini dinlenmiş, ruhları sükûnete kavuşmuş mu hissederler?
Hüseyni Makamı: Sadakat, barış ve dinginlik... Bakışlarında güveni, göğsünde ise ferahlığın ve huzurun dinginliğini mi taşıyorsun? Bu barışçıl ruh hali mi yansır çevrendekilere?
Hicaz Makamı: Tevazu, hüzün, özlem ve alçakgönüllülük... Hicaz’ın o derin ve içli sesi, insana bu dünya karmaşasında kendi tenhasını, kendi kabuğunu hatırlatır. Hüzünle harmanlanmış bir tevazu mudur senin duruşun?
Uşşak Makamı: Bakışlarında aşk, güler yüzünde samimiyet... İnsanlar senin gülüşüne bakınca kendini evinde, emniyette mi hisseder? Uşşak zaten "âşıklar" demek değil midir? Aşkın uşağı, sevginin yolcusu olmak belki de tam olarak böyledir.
Saba Makamı: Tan yerinde, seher vaktinde doğan umut ile hüznün o eşsiz derinliği... Saba makamı; yeni gelen bir günün umudunu taşırken, bir yandan da geçmişin sadakatini fısıldar yüreklere.
Buselik Makamı: Belki güçlü, heyecanlı; içinde saklı duran asaletin gölgesisin. Asil duruştan kuvvet alan heyecan, insana cesaret verir.
Sagah Makamı: Yücelik, kalbi dinginliğe teslim etme, samimiyet. Sana erişince ruh telaşından sıyrılır; dinginleşen ruhunda insan kendini bulur.
ŞİFA
Biliyor musunuz? İbn-i Sina ve Gevrekzade Hasan Efendi gibi alimler, bilgeler makamların insan bedeninde iyileştirici gücüne inanmış ve bunu hayata geçirmişlerdi. Rast Makamı, kas ve kemik ağrılarına iyi gelir, zihni aktif tutmasıyla bilinir. Nihavend Makamı, kan dolaşımı ve akıl sağlığı için kullanılır.
GAM
Doğru renkli mizan da ama farklı bir soluk olarak layihasında sirayet eden dostluklar yaşamayı hak eder insan, ilerleyebilmek adına yaşamın sihrinde ritminde...
Peki senin şarkın hangisi? Hangisini dinlerken bu ben diyorsun...
Müteferriç
Eline koluna zihnine sağlık. Okumaya doyamadım. Son paragrafta ki kelimelerin başından notalara yaptığın ayrım çok hoşuma gitti.
Aşık Veysel gibi bir efsanenin ruhuna dokunduğu yerlerden, insanın inen çıkan gamında müziğin yerini ne güzel anlatmışsın. Kalemine sağlık.