top of page

Kilden Adam: Kemal Bozkurt

6 Eki
7 dakikada okunur
kilden adam

Dibim Düştü şarkısıyla kesişti yollarımız. Şarkı, ilk bakışta aşkı gündelik konuşma diliyle anlatan alternatif rock çizgisinde ilerliyor. Ben de aynı gündelik dille ifade edecek olursam, o birkaç saniyelik tanıtım videosunda duyduğum kısmına bile “dibim düştü” dersem abartmış olmam. Tabii her zamanki refleksle parçanın tamamını bulup birkaç kez üst üste dinledikten sonra diğer şarkılara da geçtim. Dibim Düştü’den öylesine etkilenmiştim ki yapay zekâ destekli bir altyapıya sahip olmasına rağmen, karşıma çıkan pek çok yapay zekâ üretiminde rastladığım o tanıdık ezberi bozan bir şeyler vardı.

Takibe aldığım Kilden Adam’a ilk mesajımı da böylece attım. Ardından arada bir selamlaşmalar, karşılıklı beğeniler ve bazen de ortak sorunları konuştuğumuz hoş sohbetler yaptık.

Kendi deyimiyle “klasik bir başlangıçla” çok küçük yaşlarda müziğe ilgi duymaya başlamış. Ortaöğrenimde aldığı dersler dışında herhangi bir müzik eğitimi yok. O dönemlerde melodika, mandolin, flüt, daha sonra da gitar ve org gibi enstrümanları çalmayı öğrenmiş. Zaman içinde kendi melodilerini oluşturabildiğini fark etmiş, ardından bunlara söz yazmaya ve kendi şarkılarını kaydetmeye başlamış.

DAW (Digital Audio Workstation) yazılımlarıyla tanışmasıyla birlikte kanal bazlı kayıt konusunda kendini geliştirmiş ve böylece daha polifonik şarkılar üretmeye başlamış. Evinde kendisine yetecek, hobi amaçlı bir home studio kurmuş. Uzun yıllar özel sektörde yazılım geliştirme ve IT yöneticiliği yapmış. Ne var ki yoğun iş temposu, kurduğu o küçük dünyaya girmesine pek izin vermemiş. Bundan sonraki dönemde ise en büyük tutkusu olan müziğe daha fazla vakit ayırabileceğini söylüyor.

Tamamlanmış ya da taslak hâlinde bekleyen bestelerini yeniden ele alıp daha profesyonel hâle getirerek yayımlama fikri hep varmış. Eski bir şarkısını yapay zekâ ile yeniden düzenleyip ortaya çıkan sonucu gördüğünde oldukça heyecanlanmış ve şarkılarını yayımlama fikrini eyleme dönüştürmüş.

kemal bozkurt kilden adam

Bozkurt’un teknolojiyle olan geçmişini düşününce, bu kısmı yalnızca yapay zekâyla müzik üretmek olarak değerlendirmek doğru gelmiyor bana. Bir tarafta yıllarca yazılım geliştiren ve teknoloji yöneten biri, diğer tarafta yıllar önce yazdığı melodileri ve kayıtları bugünün teknolojik imkânlarıyla yeniden ele alan bir söz yazarı ve besteci var. Şarkılarının başlangıç noktası yıllar öncesinden gelen melodiler, sözler ve kayıtlar.

Bugün Spotify’da Kilden Adam adına yayımlanmış dokuz şarkı bulunuyor: Ey Sevgili, Eskimiş Bu Toprak, Aklımdan, Dibim Düştü, Bahar Gelince, Pürçek Pürçek, Kuyruğu Dikmiş, Yaşam ve Döngüler.

Aklımdan adlı parçası, birini zihinden çıkaramamaktan söz ediyor olsa da bunu düz bir ayrılık ya da özlem anlatısıyla yapmıyor. Dibim Düştü adlı parçasında gördüğümüz o gündelik konuşma dilinden oldukça uzaklaşıyor Bozkurt. “Hayal perileri”, “cinler”, “devler” ve “parçalanmış bir gönül” aynı fantastik dünyanın içinde yerini alıyor. Sevilen kişiyi unutamamakla insanın kendi zihninde büyüttüğü düşünceler birbirine karışıyor. Bu şarkının en sevdiğim yanı da masalsı imgelerle ilerleyen söz yapısı ve klibinde kullandığı güçlü metaforlar.

Bu parçadan bahsetmişken klibini de mutlaka izlemenizi öneririm.

Diğer şarkılarıyla ilgili de söylemek istediğim çok şey olsa da başka bir klipten ve beni etkileyen bir başka parçadan söz edip sözü Kilden Adam’a bırakacağım.

Parçanın adı Yaşam. Klip, genç bir adamın nehir kıyısındaki görüntüsüyle başlıyor. Sonbaharı andıran etkileyici bir manzara var. Olgunlaşmış bir yaprak dalından koparak nehre düşüyor ve suyun doğal akışına kapılıp ilerlemeye başlıyor. Zaman zaman kayalara, dallara takılıyor, yıpranıyor, parçalanıyor; hatta nehrin dibini bile görüyor. Akıp giden zamanın içinde sürüklenen bir hayat bundan daha yalın anlatılabilir miydi, bilmiyorum.

Bozkurt’un birkaç yıl önce seramiğe ilgi duymaya başlaması ve ardından heykel yapımına merak salması da hikâyesinde dikkatimi çeken başka bir taraf. Başlangıçta yalnızca bir çamur kütlesi olan kilin her dokunuşta başka bir biçime bürünmesiyle insanın yaşadıkları boyunca şekillenmesi arasında kurduğum bağ, beni düşündüren noktalardan biriydi. Bu kısmı çok fazla açmayacağım; birazdan Kilden Adam adının hikâyesini kendisinden dinleyeceğiz.

Velhasıl Kemal Bozkurt, yalnızca şarkılarında değil, kliplerinde kurduğu kendine özgü fantastik dünyayla da nasıl bir hayal evrenine sahip olduğunu gösteriyor.

Gelin, gerisini ondan dinleyelim.

Mahlasınız en başından beri ilgimi çeken ve merak ettiğim konulardan biriydi. Buradan başlamak istiyorum: Neden Kilden Adam?

Kilden Adam:

Kilden Adam Kemal Bozkurt

Birkaç yıl önce heykele merak salıp seramik atölyesine adım attığımda, çamurla temas etmek bana bambaşka bir kapı araladı. Başlangıçta sıradan, formsuz bir kütle olan kilin; her dokunuşta, her baskıda nasıl da yeni bir şekle büründüğünü hayranlıkla izledim.

O an şunu fark ettim: İnsan da tam olarak böyle. Hayatımıza giren insanlar, baş etmek zorunda kaldığımız zorluklar, sevinçler ve hayal kırıklıkları... Hepsi o çamura atılan bir çentik gibi bizi durmadan şekillendiriyor, dönüştürüyor. Müziğimi bu felsefeyle buluşturmak istedim; şarkılarımı bu yüzden "Kilden Adam" ismiyle paylaşıyorum.

Yazıda özellikle değinmedim ama sohbetimiz sırasında Kilden Adam projesiyle ilgili beni çok etkileyen bir hayalinizden söz etmiştiniz. Müziğinizden elde edeceğiniz geliri doğaya geri döndürmek, özellikle kaybedilen ağaçların yerine yenilerini koyabilmek istiyorsunuz. Sizi bu düşünceye götüren neydi? Kilden Adam’ın geleceğinde bunun nasıl bir karşılığı olmasını hayal ediyorsunuz?

Kilden Adam:

Günümüzde her şeyi büyük bir hızla tüketiyoruz. Ömrümüz boyunca doğadan hep alıyor, çoğu zaman da farkında olmadan ona zarar veriyoruz. Oysa doğaya olan borcumuzu ödemek sadece üzerine konuşulacak bir fikir değil; artık eyleme geçilmesi gereken bir sorumluluk. Çevreyi koruyarak, temiz tutarak ve yeni fidanlar dikerek bu zararı telafi etmek zorundayız.

Kilden Adam şarkılarının dinlenmesi ve sevilmesi elbette benim için büyük bir motivasyon. Ancak asıl hayalim, bu dinlenmelerden elde edilecek gelirle fidanlar dikmek; hatta dinleyen, destek veren herkesin ortak katkısıyla 5.000 ağaçlık bir "Kilden Adam Hatıra Ormanı" kurmak. Yıllar sonra geriye dönüp baktığımda arkamızda yaşayan, nefes alan bir orman bırakabilmiş olmak... İşte benim için hayatta kalıcı ve güzel bir iz bırakmak tam olarak bu.

Şarkılarınızı nasıl üretiyorsunuz? Metaforik anlatım oldukça belirgin; kliplerinizde de bunu fantastik bir görsel dünyaya taşıyorsunuz. Peki bir şarkının üretim süreci sizde nasıl ilerliyor? Melodi, söz ve görüntü birbirini besleyerek mi şekilleniyor, yoksa görsel dünya şarkı tamamlandıktan sonra mı kuruluyor?

Kilden Adam:

Aktif olarak, gitar ve klavye çalıyorum. Melodilerim çoğunlukla gitarımla doğaçlama bir şeyler çalarken çıkıyor. Farklı bir ortamdayken bir melodi aklıma geldi ise telefonuma kayıt eder daha sonra arada bir dinlerim. Zamanı gelmişse, o melodiye sözler de yazılmaya başlar. Genellikle söz yazıldıktan sonra beste yapılır ama bende süreç çoğunlukla ters işliyor. Melodimi kullandığım DAW yazılımına kaydederim, üzerine armoniler ve vokal kaydı sonrasında bunu kullandığım YZ destekli yazılıma yükler istediğim sonucu alana kadar versiyonlar oluştururum. Sözlerde ya da şarkılarım için oluşturduğum görsel çalışmalarda metaforlar kullanmak işin içine biraz gizem katıyor bence. Her izleyen ya da dinleyen kendine göre farklı bir anlam bulabiliyor. Başarabiliyorsam ne mutlu. Görüntülerin kafamda oluşması bazen uzun mesailer gerektirebiliyor. Bazen defalarca fikir değiştirirken, bazen de hiçbir şey de bulamıyorum.

Şarkılarınızın, melodilerinizin ve hatta bazı kayıtlarınızın geçmişi yapay zekâdan çok daha eski. Buna rağmen bugün onları yeniden hayata geçirirken yapay zekâyı kullanmayı tercih ediyorsunuz. “Neden yapay zekâ?” diye sorsam, sizin cevabınız ne olurdu?

Kilden Adam:

Teknolojiyi bir amaç değil; kaliteyi artırmak ve üretim sürecini kolaylaştırmak için bir araç olarak görmek gerektiğine inanıyorum. Kontrolü tamamen teknolojiye devrettiğinizde ortaya çıkan şey sanat değil, mekanik bir otomasyon olur.

Benim dünyamda yapay zekâ sadece yeni nesil bir enstrüman. Şarkının sözü bana ait, bestesi, melodisi, duygusu bana ait... Resmî olarak bir şarkıyı tescillerken de bakılan temel unsurlar bunlardır zaten. Ancak bir parçayı dinlenir kılan en kritik eşik düzenleme (aranje) aşamasıdır. Şarkıya bir piyano ve çello mu derinlik katacak, yoksa akustik gitar ve bas yürüyüşüyle mi akıp gitmeli? Hangi enstrüman nerede devreye girmeli? İşte yapay zekâ, kafamdaki bu farklı aranje olasılıklarını saatler içinde duyabilmemi ve doğru kararı vermemi sağlayan olağanüstü bir stüdyo arkadaşı.

Üstelik bu tek taraflı bir kullanım da değil, karşılıklı bir öğrenme süreci. Laf aramızda; miks ve mastering dengelerini, frekansların birbirine nasıl yer açtığını incelerken ben de ondan çok şey öğreniyorum.

Yapay zekâyla üretilen müziğe karşı hâlâ ciddi bir mesafe, hatta zaman zaman doğrudan bir önyargı var. Siz hem yıllarca teknolojiyle çalışmış hem de müziğini bu araçlarla yeniden ele almış biri olarak bu tartışmaya nereden bakıyorsunuz? İnsanların itirazlarında haklı bulduğunuz taraflar da var mı?

Kilden Adam:

Yeni bir teknoloji hayatımıza girdiğinde direnç ve önyargıyla karşılaşması kaçınılmazdır; bunu yazılım ve IT sektöründeki kariyerimde de defalarca tecrübe ettim. Fakat bu kez tepkilerin haklı bir zemini var. Çünkü üretim öylesine kolaylaştı ki, her gün platformlara niteliksiz birçok içerik yağıyor.

Bir şey fazlasıyla kolaylaştığında hızla basitleşiyor. Yapay zekaya "İçinde şunlar geçen bir söz yaz, üzerine de romantik bir beste yap" deyip tek tıkla şarkı çıkarmak... İşin bu ruhsuz, hap haline getirilmiş tarafına ben de karşıyım. Çünkü müzik doğrudan bir duygu işidir; arkasında insani bir sızı, bir yaşanmışlık ve bir niyet yoksa o kolaylık müziği anlamsızlaştırır.

Ancak işin diğer yüzü şu: Müzikte asıl olan onun hangi araçla üretildiği değil, sizde ne hissettirdiği, kalbinizde nasıl bir yankı bıraktığıdır. Sizi dans ettirebiliyor mu, derin bir hüzne ya da bir anıya götürüyor mu? Sizin üç saniyesine tahammül edemediğiniz bir şarkıyı başka biri gece gündüz dinleyebilir. Yapay zekayı bir kestirme yol olarak değil, içimizdeki o gerçek hissi daha iyi duyurabilmek için bir enstrüman gibi kullandığımızda asıl değeri ortaya çıkıyor.

“Yaşam”da iz bırakma düşüncesi çok belirgin. Kendi hikâyenizde de yıllar sonra dönüp baktığınızda geride somut bir şey bırakmış olmanın öneminden söz ediyorsunuz. Bugün sizin için iz bırakmak ne demek? Bir şarkının yıllar sonra hâlâ dinlenmesi mi, birinin hayatında küçük bir yere dokunması mı, yoksa bambaşka bir şey mi?

Kilden Adam:

İz bırakmak derken; meydanlara heykeller dikilsin, ağaç gövdelerine isimler kazınsın ya da duvarlara yazılar yazılsın gibi bir şey anlaşılmasın sakın. Yeterince karbon ayak izi bırakıyoruz zaten.

Zaman çok hızlı akıyor. Geriye dönüp baktığımda hayatımı; neleri başarabildiğim, ortaya elle tutulur, ruha dokunur neler koyabildiğim ve hedeflerimin ne kadarına sadık kalabildiğim üzerinden tartıyorum. Yıllardır kenarda bekleyen şarkıları gün yüzüne çıkarmak ve yenilerini üretmek benim için bir adımdı, bunu hayata geçiriyorum. Elbette yüksek dinlenmelere ulaşmak, bir şarkının yıllar sonra bile birilerinin dinliyor olması kıymetli bir başarı.

Fakat benim için gerçek anlamda "iz bırakmak"; bu projenin vesilesiyle toprağa dokunabilmek, dinleyen herkesin ortak nefesiyle bir "Kilden Adam Hatıra Ormanı" yeşertebilmektir. Şarkılar susar, sözler unutulabilir; ama diktiğiniz bir ağaç sizden sonra da yaşamaya devam eder.

Kilden Adam adının hikâyesi, insanın sürekli biçim değiştiren hâliyle benim kafamda çok güzel örtüştü. Bugünkü Kemal Bozkurt’a baktığınızda kil hâlâ şekilleniyor mu, yoksa artık nasıl bir sanatçı olmak istediğinizi daha net biliyor musunuz?

Kilden Adam:

Kil henüz ıslakken ona kolayca şekil verirsiniz. Kurudukça kırılganlaşır, üzerinde çatlaklar belirir. İlk fırından çıktığında sertleşir; artık sadece zımparayla törpüleyip kısmen değiştirebilirsiniz formunu. Sırlanıp son kez fırınlandığında ise zımpara da kâr etmez, formu kesinleşir.

Benim için de şekillenme süreci hiç bitmiyor. Yaşadıklarımız, hayal kırıklıklarımız ve tecrübelerimiz bizi fırınlıyor; evet, belki daha dayanıklı, ne istediğini daha iyi bilen biri haline geliyoruz ama hâlâ son fırına girmiş değiliz. Bazen bizzat hayat, bazen de kendi irademiz o zımparayı elimize alıp fazlalıklarımızı yontmaya, bizi yeniden şekillendirmeye devam ediyor.

Şarkılarınız arasında sizin için diğerlerinden daha kişisel, özel bir hikâyesi olan bir parça var mı? Varsa o hikâyeyi anlatır mısınız?

Kilden Adam:

Her şarkının kendine ait bir hikâyesi var elbette ama bu ay dinleyiciyle buluşacak olan "Koza" benim için bambaşka bir yerde duruyor. Şarkıyı 2026’nın Şubat ayında yazdım. Çok eski ve yakın bir dostumla aramızda geçen bir kırılma beni derinden sarstı; geçmişte kabuk bağladığını sandığım başka yaraları da sızlattı sanırım. Kaydı bitirdikten sonra fark ettim ki bu şarkıyı her dinlediğimde aynı yoğunlukla canımı yakıyordu. Bu yüzden onu uzun süre dinlemedim, hatta biraz da bilinçli olarak unuttum, bir kenara kaldırdım. Geçtiğimiz ay taslakların arasında yeniden karşıma çıktı. Kendi içimde çok tereddüt ettim, bu kadar kişisel ve ham bir duyguyu paylaşmak kolay değil. Fakat şarkının kendi vaktinin geldiğini hissettim; "Koza" yakında dinleyicilerle buluşacak.

Sizi hiç tanımayan birine yalnızca tek bir şarkınızı dinletme hakkınız olsaydı, hangisinden başlamasını isterdiniz? Neden özellikle o şarkı?

Kilden Adam:

Bu soruyu 1 ay sonra sorsaydınız keşke. Henüz yayınlanmamış bir şarkı. Kilden Adam hikayesini anlatıyor. Yakın zamanda yayınlanacak.

Kemal Bozkurt’a sorularıma verdiği içten cevaplar için teşekkür ediyorum. Uzun süre bir kenarda beklettikten sonra kendi vaktinin geldiğini söylediği Koza parçasını ben de merakla bekliyorum. Bu kadar kişisel bir yerden çıkan bir şarkının dinleyicide nasıl bir karşılık bulacağını görmek de ayrıca merak uyandırıyor. Şimdilik sözü burada bırakıyorum; belki başka bir başlık altında Kilden Adam’la yeniden karşılaşırız.

Melih Şafak Özgür

Kilden Adam'ı takip etmek isteyenler için:


3 Yorum


Bilinmeyen üye
10 Eki

Allah yolunu açık etsin.

Beğen

Bilinmeyen üye
06 Eki

Kilden Adam’ın hikâyesini ve şarkıların arka planını bu denli samimi bir dille sayfalarınıza taşıdığınız için çok teşekkür ederim. Çok keyifli bir söyleşiydi. Sorularınızın derinliği sayesinde müziğin ötesindeki asıl gayemizi, yani toprağa ve hayata bırakmak istediğimiz izi anlatabilmek benim için çok kıymetliydi. Emeklerimize, kaleminize sağlık. 🎶🌱

Beğen
Bilinmeyen üye
06 Eki
Şu kişiye cevap veriliyor:

Çok teşekkür ederim. Kilden Adam olarak müziğinizi, müziğin arkasındaki hikâyeleri ve toprağa yeniden hayat vererek iz bırakma gayenizi sayfalarımıza taşıyabilmek benim için de çok kıymetliydi. Bu gayeye bir nebze olsun katkı sağlayabilmiş olmak ayrıca mutluluk verdi. Samimiyetiniz ve içten cevaplarınız için ben de teşekkür ederim. Yolunuz açık, sesiniz daim olsun. 🌱🎶

Beğen
bottom of page