Bir E-postayla Başlayan Keşif: İnanç Tutku Saraç
- Melih Şafak Özgür

- 2 Ağu
- 5 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 6 gün önce
Yeni bir sanatçıyı keşfetmek her zaman algoritmalar sayesinde olmaz. Bazen tek bir e-posta, yeni bir tanışma hikâyesinin başlangıcı olur.
Geçtiğimiz günlerde aldığım bir e-postayla alternatif ve indie rock türünde üretim yapan bağımsız sanatçı İnanç Tutku Saraç ile tanıştım. İçten ve doğal bir mesajla basın kitini paylaşmış, çalışmalarını incelememi rica etmişti.

İlk dikkatimi çeken şey, müziğini büyütmeye çalışan birinin aceleciliğinden çok, uzun vadeli bir yolculuğa odaklanmış olmasıydı.
13 yaşında gitar çalmaya başlayan İnanç Tutku Saraç, 2020 yılından bu yana kendi şarkılarını yazıyor. Alternatif ve indie rock çizgisinde ilerleyen müziğinde melodik gitar düzenlemelerini, şiirsel anlatımı ve Orçun Ayata ile birlikte şekillendirdiği modern prodüksiyon anlayışıyla buluşturuyor.
Farklı gruplarla sahne deneyimi kazandıktan sonra 2026 yılında solo kariyerine başlayan sanatçı, kısa sürede yayımladığı üç bağımsız teklisiyle YouTube'da toplam 160 binin üzerinde görüntülenmeye ulaştı.
Ancak beni asıl etkileyen, kendisiyle yaptığımız kısa yazışmalarda anlattıkları oldu.
37 yaşındaki sanatçı, uzun yıllar kurumsal hayatta beyaz yakalı olarak çalıştıktan sonra müziğe geri dönme kararı almış. Henüz yolun başında olduğunu söyleyen İnanç Tutku Saraç, önceliğinin düzenli olarak yeni şarkılar yayımlamak ve dinleyici kitlesini adım adım oluşturmak olduğunu ifade ediyor.
Yeni çalışmalarının prodüksiyon sürecinde Orçun Ayata ile birlikte çalışan sanatçı, bir yandan da canlı performans hazırlıklarını sürdürüyor. İlk hedefi ise İstanbul'da, ardından farklı şehirlerde kendi şarkılarından oluşan konserlerle dinleyici karşısına çıkmak.
Anlattıklarından anlaşıldığı kadarıyla, bu proje kısa vadeli bir denemeden çok, uzun soluklu bir müzikal yolculuğun başlangıcı olarak kurgulanmış.
Bu ilk tanışmanın ardından, hem müzikal geçmişini hem de üretim sürecini daha yakından tanımak için kendisine birkaç soru yönelttim.
İnanç Tutku Saraç Söyleşi
Uzun yıllar kurumsal hayatta çalıştıktan sonra müziğe geri dönme kararı aldığınızı söylemiştiniz. Bu kararın arkasında nasıl bir süreç vardı? Sizi o noktaya getiren kırılma neydi?
İnanç Tutku Saraç:
Müzik, hayatımın her döneminde vardı. Gruplarda çaldım, sahne aldım, şarkılar yazdım. Ancak iş hayatındaki kariyerim, müzik tarafına kıyasla çok daha hızlı ilerledi. Yıllar içinde orta ve üst düzey yönetici pozisyonlarında görev aldım. Bunun doğal sonucu olarak zamanımın ve enerjimin büyük bölümü iş hayatına yöneldi. Müzik ise hiçbir zaman hayatımdan çıkmadı, sadece uzun süre ikinci planda kaldı.
Üretmeyi hiç bırakmadım. Ancak elimdeki şarkıları, o günün kayıt ve prodüksiyon kalitesiyle yayımlamak istemiyordum. Orçun Ayata ile tanışmam bu anlamda önemli bir dönüm noktası oldu. Şarkılar ilk kez hayal ettiğim kaliteye ulaşınca, onları artık dinleyiciyle paylaşmaya hazır hissettim.
Yakın dönemde baba olmam da bu kararı güçlendirdi. Çocuğuma hayallerinin peşinden gitmesini söylerken, kendi hayallerini sürekli erteleyen biri olmak istemedim.
Kurumsal hayatta çalışırken bir yandan da farklı gruplarla sahne aldınız mı? O dönem nasıl geçti? Müzik ve iş hayatını aynı anda yürütmek zor oldu mu?
İnanç Tutku Saraç:
Evet, zaman zaman farklı gruplarla sahne aldım. Ancak iş hayatının temposu arttıkça bunu düzenli olarak sürdürmek zorlaştı. Yönetici pozisyonlarında çalışırken sorumluluklarım da arttı ve doğal olarak müzik için ayırabildiğim zaman azaldı. Bu süreçte sahneden çok üretim tarafına yöneldim.
İş ve müziği aynı anda yürütmek zaman zaman zorlayıcıydı. Özellikle yoğun çalışma dönemlerinde provaları, kayıtları ve sahneleri planlamak ciddi bir disiplin gerektiriyordu. Geriye dönüp baktığımda ise o dönemin bana önemli katkılar sağladığını düşünüyorum. Bugün yayımladığım şarkıların büyük kısmı, o yıllarda biriken fikirlerin ve notların yanı sıra, kurumsal hayatın bana kazandırdığı çalışma disiplininin de bir ürünü.
O dönemde yer aldığınız gruplarda nasıl bir rol üstleniyordunuz? Daha çok vokalist olarak mı, gitarist olarak mı sahnedeydiniz? Biraz o yıllardan ve birlikte çalıştığınız ekiplerden bahseder misiniz?
İnanç Tutku Saraç:
Müziğe gitar çalarak başladım. Ancak ilk grup deneyimimde vokalist olarak sahneye çıktım ve sonraki gruplarda da çoğunlukla bu rolü üstlendim. Üniversite döneminde farklı etkinliklerde ve sahnelerde ritim gitarist olarak yer aldığım projeler de oldu. Daha sonra iş hayatında tamamen keyif için kurduğumuz bir grupta ise bas gitar çaldım. Bunun dışında kendi çabalarımla bir miktar davul çalmayı da öğrendim.
Farklı enstrümanlarla ilgilenmek, şarkı yazarken ve düzenlemeleri kurgularken bana farklı açılardan düşünebilme imkânı sağladı. Ancak sahnede kendimi en rahat ifade ettiğim yer her zaman vokal oldu.
O yıllar benim için tamamen öğrenme ve kendimi keşfetme dönemiydi. Farklı müzisyenlerle çalışmak hem sahne disiplini hem de birlikte üretme kültürü açısından bana çok şey kattı.
Grup müziğiyle uzun yıllar iç içe olduktan sonra solo kariyere yönelmeye nasıl karar verdiniz?
İnanç Tutku Saraç:

Birlikte üretmek ve farklı bakış açılarıyla aynı şarkıyı şekillendirmek benim için her zaman çok değerli oldu. Ancak zamanla şunu fark ettim: Gruplarda karar alma süreçleri doğal olarak daha uzun olabiliyor. Herkesin müzikten beklentisi, hedefi ve öncelikleri farklı olduğu için üretim süreci de zaman zaman yavaşlayabiliyor.
Solo projede ise yaratıcı süreç tek bir vizyon etrafında ilerliyor. Şarkının sözlerinden düzenlemesine kadar kararları daha hızlı alabiliyor ve kafamdaki fikri daha net hayata geçirebiliyorum.
Bu, grup müziğini bıraktığım anlamına gelmiyor elbette. Sadece bugün anlatmak istediğim hikâyeyi ve üretmek istediğim müziği en doğru şekilde solo projeyle ifade edebildiğimi düşünüyorum.
Bugüne kadar yayımladığınız üç tekliye baktığınızda, sizi ilk kez dinleyecek birine "önce bununla tanış" diyeceğiniz şarkı hangisi olurdu? Neden?
İnanç Tutku Saraç:
Biz Siliniriz derdim. Çünkü beni ilk kez dinleyecek biri için doğru bir başlangıç olacağına inanıyorum. Sözleri ve atmosferiyle, bundan sonra dinleyeceği şarkılar için de iyi bir fikir vereceğini hissediyorum.
Her şarkının anlattığı farklı bir hikâye ve taşıdığı farklı bir duygu var. Ama biri müziğimle ilk kez tanışacaksa, o kapının Biz Siliniriz ile açılmasını isterim. Sonrasında diğer şarkılar zaten bu yolculuğun farklı duraklarını tamamlıyor.
Bu üç şarkı arasında sizi en çok anlatan, kişisel olarak en yakın hissettiğiniz çalışma hangisi?
İnanç Tutku Saraç:
İçimde Bir Başkası diyebilirim. Çünkü adı da aslında çok şey anlatıyor. Uzun yıllar profesyonel iş hayatının içinde farklı sorumluluklar üstlenirken, yaratıcı tarafımı da hep canlı tutmaya çalıştım.
Şarkının anlattığı iç çatışma ve insanın farklı yönlerini aynı anda taşıyabilmesi, benim hayatımla en çok örtüşen hikâye oldu. Bu yüzden kendime en yakın hissettiğim şarkı da o.
Şarkı yazarken sizin için süreç nasıl başlıyor? Önce anlatmak istediğiniz bir hikâye mi doğuyor, yoksa melodi mi sizi peşinden sürüklüyor?
İnanç Tutku Saraç:
Genellikle önce tanımlayamadığım bir duygu geliyor. Henüz bir hikâyesi ya da sözleri olmuyor; sadece içimde hissettiğim ama tam olarak tarif edemediğim bir his.
O duyguyu önce melodilerle ifade etmeye çalışıyorum. Melodi ortaya çıkınca bana zaten hangi duyguyu anlattığını hissettiriyor. Sözler de o melodinin anlatmaya çalıştığı şeyi desteklemek ve tamamlamak için geliyor.
Bu yüzden benim için şarkı yazmak; önce bir duyguyu yakalamak, sonra onu müzikle ve kelimelerle görünür hâle getirmek gibi bir süreç.
Bağımsız müzisyen olmanın bugün sizi en çok zorlayan tarafı ne? Üretmek mi, görünür olmak mı, yoksa ikisini bir arada sürdürebilmek mi?
İnanç Tutku Saraç:
Açıkçası üretmek, bütün bu sürecin benim için en kolay ve en keyif aldığım kısmı. Kendimi en rahat ifade ettiğim yer stüdyo, prova odası ya da şarkı yazma süreci.
Zorlayan taraf ise görünür olmaya çalışmak. Günümüzde bağımsız bir müzisyen sadece şarkı üretmiyor; aynı zamanda sosyal medyada içerik üretiyor, kendini anlatıyor ve sürekli görünür kalmaya çalışıyor. Bu kısmı karakterim gereği çok doğal yaptığımı söyleyemem.
Bir şarkıyı yayımlıyorsunuz. Sonra bir anda kendinizi algoritmaların, içerik planlarının ve sosyal medya paylaşımlarının içinde buluyorsunuz. Açıkçası yeni bir şarkı yazmaya döndüğüm an, "Tamam, şimdi evime geldim." hissini yaşıyorum. Çünkü benim en iyi bildiğim ve en mutlu olduğum yer, müziğin kendisi.
İnanç Tutku Saraç'ın Bugüne Kadarki Çalışmaları
Gelelim Üstesinden (Mayıs 2026)
Biz Siliniriz (Haziran 2026)
İçimde Bir Başkası (Temmuz 2026)
İnanç Tutku Saraç'ın Dijital Dünyası:
Bağımsız müzisyen olmanın bugün yalnızca iyi şarkılar üretmekten ibaret olmadığını düşünüyorum. Üretimin yanı sıra sosyal medyada görünür olmak, algoritmaların beklentilerine uyum sağlamak ve sürekli içerik üretmek, sanatçılardan beklenen görünmez bir mesaiye dönüşmüş durumda.
İnanç Tutku Saraç'la yaptığımız bu sohbette anlattıkları, bu dengeyi kurmaya çalışan birçok bağımsız müzisyenin yaşadığı ortak mücadeleyi yansıtıyor.
Bana sorarsanız, bugüne kadar yayımladığı üç çalışma arasında beni en çok etkileyen parça İçimde Bir Başkası oldu. Gerek atmosferi gerekse anlattığı duygu bakımından bana en yakın gelen çalışma buydu.
Önümüzdeki dönemde yayımlayacağı yeni çalışmaları ve sahnede anlatacağı yeni hikâyeleri merakla takip edeceğim.
Melih Şafak Özgür

Sanatçının şarkılarına kattığı yorum çok iyi
Yolu bahtı açık olsun inşallah