top of page

Bir Şarkıya Takılıp Kalınca: Emre Aksu

9 Eyl
5 dakikada okunur

Onlarca paylaşımı kaydırarak Instagram'da dolandığım günlerden biriydi. Sonra bir müzik çıktı karşıma. Çıplak, yetişkin bir insan figürü cenin pozisyonunda; sanki anne karnındaymış gibi savunmasız ve kendi içine kapanmış... Süsünden, savunmasından, rolünden arınmış bir insan hâli. Arka fondaki müzikse sanki resimle birbirini tamamlıyordu. Onu tarif etmem pek mümkün değil. Sanki kaçtığım bir duyguyla yüzleşiyordum.

Emre Aksu Çıplak Şarkı

Kaydırmaya bir süre ara verdim. O birkaç saniyelik videonun kaç kez dönüp başa sardığını bilmiyorum. Bildiğim, birkaç saniyenin ne dinlediğimi merak etmeme yettiğiydi. Spotify'da “Çıplak Şarkı”yı bulup baştan sona birkaç kez dinlediğimde bu kez sözlerine de takılı kaldım. Fakat beni şarkının peşinden götüren asıl bölüm hâlâ ilk karşılaştığım o müzikal kısımdı. Videoda yer almayan o kısmın hemen ardından derinden gelen “Anne?” seslenişi... Tek kelime. Haykırmıyor, gerçekten sesleniyor. Kâbustan uyanmış gibi.

İlk dinlediğimde ne şarkının hikâyesini biliyordum ne de Emre Aksu'yu tanıyordum. Dolayısıyla o tek kelimenin arkasında ne olduğunu bilmeden dinlemiştim. Bazen bir şarkının ne anlattığını çözmek için bütün sözlerini didiklemeye de gerek kalmıyor. Doğru yere bırakılmış tek bir kelime geriye kalan her şeyi taşıyabiliyor. “Çıplak Şarkı”nın bende bıraktığı ilk hisler bunlardı.

Merak edip biraz daha araştırdıkça yıllar önce söze dökülmüş bir duygunun, yıllar sonra kayda dönüşmüş hâliyle karşı karşıya olduğumu anladım. Belki de şarkının adındaki “çıplaklık” tam olarak burada anlam kazanıyordu.

Emre Aksu

Şarkı, 2007 yılında Emre Aksu tarafından henüz annesi hayattayken “Annemi kaybettiğimde nasıl hissederim acaba?” sorusuna verilmiş bir cevap gibiydi. Yıllar sonra annesini gerçekten kaybettiğinde ise bu şarkıyı kaydetti.

Bu ayrıntıyı öğrendikten sonra o “Anne?” seslenişini ilk dinlediğim gibi duymam pek mümkün değil. İnsanın henüz yaşamadığı bir kaybın duygusunu yıllar öncesinden yazabilmiş olması ise bende bambaşka bir hayranlık uyandırdı. Böylece bu şarkıya neden bu kadar takıldığımı açıklayan bir neden daha bulmuştum.

Bazı sözlerin, yazıların ve şarkıların anlamını yazarı belirlese de karşılığını bazen zamanın kendisi tamamlıyor.

Nitekim konuşmaya başladığımızda Emre Aksu'nun hikâyesinin yayımlanan dört tekliden çok daha geriye gittiğini öğrendim. Çocukluğunda oyuncaklarının bile müzik aletleri olmasından 1999'da eline aldığı gitara, 2000'lerin başındaki grup yıllarından yaklaşık on yıl süren gitar-vokal sahnelerine uzanan bir geçmişi var. Şimdilerde ise “İkinci Eskiler” adını verdikleri yeni ekibiyle Mavi Sakal, Whisky ve Kramp gibi Türk rock tarihinin eski isimlerine uzanan bir repertuvarla yeniden sahneye dönmeye hazırlanıyor.

Gerisini Emre Aksu'dan dinleyelim.

Emre Aksu

Öncelikle sizi biraz tanımak isterim. Şu an kaç yaşındasınız ve müzik hayatınızın neresinde? Kendinizi bugün bir müzisyen olarak nasıl tanımlıyorsunuz?

Emre Aksu:

40 yaşındayım. Müzik hayatımın yüzde doksanında var. Bu sadece aktif sahne müzisyenliği değil. İçinde kendi aranjelerim, sahnede başka müzisyenlere yardımcı olmaya kadar var. Aslında sahnenin neresinde olduğumun pek bir önemi yok. Oralarda olmak önemli. Kendimi bir müzisyen olarak tanımlamaktan ziyade dediğim gibi müzikle ilgili herhangi bir aktivitenin içinde olmaktan mutlu olan biri olarak tanımlarım.

Müziğe ve özellikle kendi üretiminize karşı bir yeteneğiniz olduğunu ilk ne zaman fark ettiniz? O zaman kaç yaşındaydınız?

Emre Aksu:

Müziğe ilgi klasik olarak çok çok küçüklüğe varıyor. Örneğin oyuncaklarım bile müzik aletleriydi. Ama yeteneğimin farkına varmam sanıyorum ki gitar çalmaya başladığımdan iki yıl sonrasına varıyor. Yani 1999'da gitar öğrenmeye başladım ama 2001 gibi “Evet ya güzel oluyor galiba,” dedim. Henüz on üç, on dört yaşlarındaydım.

Profesyonel ya da amatör anlamda müzik sektörünün içinde kaç yıldır varsınız? Bugüne kadar içerisinde bulunduğunuz gruplar, projeler veya sahne deneyimleriniz oldu mu?

Emre Aksu:

2001'de amatör olarak başladım. Tabii bunu bir ekiple birlikte profesyonel kısma da taşımayı başardık ama yine klasik hikâye yüzüp yüzüp kuyruğuna gelince bir dağılma yaşadık. Bu grupla ilgili fazla konuşmak istemiyorum. Onun sonrasında da ortalama on yıl tek başıma sahnelerde gitar vokal yaptım. Şimdilerde tekrardan bir ekip ile dönüş yapmaya çalışıyorum.

Daha önce bir grubunuz olduysa ya da hâlen varsa, biraz bahseder misiniz? Hangi dönemlerde, kimlerle ve ne tür müzikler yaptınız?

Emre Aksu:

Daha evvelki grubumla ilgili konuşmak istemiyorum ama o dönem 2000'ler yerli-yabancı rock ve kendi bestelerimizle müzik yapıyorduk.

Müzikle ilişkinizde hangi enstrümanların yeri var? İlk olarak hangisiyle başladınız?

Emre Aksu:

Müzikle ilişkimde gitarın yeri var. Buna akustik ve elektro gitar diyebiliriz. Bazı kendi şarkılarımın kayıtlarında çalacak kadar bildiğim enstrümanlar var tabii ama burada çalıyormuşum gibi anlatmak istemem.

Şu anda aktif olarak sahne alıyor musunuz? Alıyorsanız nerelerde ve nasıl bir repertuvarla sahneye çıkıyorsunuz? Yakın zamanda takip edebileceğimiz bir sahneniz veya konseriniz var mı?

Emre Aksu:

Şimdilerde aktif olarak sahne alacağım bir ekibimiz var. Adı “İkinci Eskiler”. Bu ekiple Türk rock müziğinin eskilerine gideceğiz. Eski derken bayağı eski... Örneğin Mavi Sakal, Whisky, Kramp vb. Bunun haricinde bir de 90'lar pop akustik sahne projem var. Onu da çok kısa zamanda olgunlaşınca anlatırım.

İnternette ulaşabildiğim kadarıyla solo çalışmalarınız arasında “Gözün Aydın!” (2022), “Boşluk” (2025), “Martılar” (2025) ve “Çıplak Şarkı” (2026) bulunuyor. Bu liste sizin müzikal yolculuğunuzu doğru şekilde yansıtıyor mu? Bundan önce yayımlanmamış veya farklı isimlerle/projeler altında yaptığınız çalışmalar var mı?

Emre Aksu:

Yazdığınız şarkılar doğru. Dikkat ederseniz ilk kayıttan son kayda kadar bir gelişim gösteriyor. Bu gelişim bestelerle ilgili değil, kayıt kalitesi anlamında söylüyorum. Evet, bu şekilde yansıtıyor. Ama son şarkı daha güzel duyuluyor olsa da ilk şarkı da çok güzel bir şarkı aslında. Mesele kayıt kalitesi.

“Çıplak Şarkı”nın 2007 yılında yazıldığını ve yıllar sonra yaşanan bir kayıpla birlikte şarkının anlamının değiştiğini okudum. Bu hikâyeyi mümkünse sizden dinlemek isterim. Şarkıyı ilk yazdığınız günle bugün dinlediğinizde sizin için ne değişiyor? Şarkının hikâyesinden bahseder misiniz?

Emre Aksu:

Çıplak Şarkı dediğiniz gibi 2007'de yazıldı fakat kayıptan sonra anlamı değişmedi. Şarkı, “annemi kaybettiğimde nasıl hissederim acaba?” sorusunun cevabı gibiydi. Yıllar sonra onu kaybedince kaydettim şarkıyı. Hepsi bu. Anlamı ilk yazdığım günden bugüne bende değişmedi.

Hâlâ dinlediğimde köprü kısmından sonra gelen “Anne?” seslenişi bence şarkının ne demek istediğini herkese yansıtıyor.

Şarkılarınızda 2000'lerin başındaki Türkçe rock/melankolik rock etkisinden söz ediliyor. Sizi müzikal olarak etkileyen sanatçılar, gruplar veya albümler hangileri? Bugünkü müziğinizin oluşmasında kimlerin payı olduğunu düşünüyorsunuz?

Emre Aksu:

Tarzıyla ilgili doğru söylüyorsunuz. Etkilenmeye gelince çok çok isim sayılır elbette ama şarkıların tüm aranje ve enstrümanlarını kendim yazdığım için kendi kafamın içinde ne geziyorsa her enstrümanı o şekilde çalıyorum. Şarkı da şöyle zor böyle acayip bir solo olsun diye de uğraşmıyorum. Bence içinizi yansıtan neyse o çıkmalı.

Ama buraya müzikal dehasıyla ilgili Kurban grubundan Deniz Yılmaz'ı yazmak isterim.

Söz yazarlığı ve bestecilik tarafınızda, henüz yayımlanmamış veya başka sanatçılara verdiğiniz başka çalışmalarınız var mı?

Emre Aksu:

Başka bestelerim var, çok da güzeller. Yakın zamanda bir tane gelecek, muhakkak haberiniz olur. Sonrasında da kendimi en iyi sunacağım zamanda diğerlerini de kaydedeceğim.

“Çıplak Şarkı”dan sonra müzikal olarak nereye gitmek istiyorsunuz? Yeni şarkılar, albüm, grup çalışması veya sahne konusunda planlarınız var mı?

Emre Aksu:

Albüm değil ama single devam edecek ve evet yeni ekibimle kendi şarkılarımı da çalmaya devam edeceğiz.

Ve biraz daha kişisel bir soru: Bugünkü Emre Aksu, müziğe ilk başladığı yıllardaki Emre Aksu'yla karşılaşsaydı ona ne söylerdi?

Emre Aksu:

Kendi bildiğini yap derdi. 

Emre Aksu

Emre Aksu'yu önce bir şarkısıyla tanıdım, ardından bu söyleşi vesilesiyle kendisini tanıma fırsatı buldum. Sorularımı ilettiğim ilk andan itibaren karşılaştığım samimi ve mütevazı yaklaşım, şarkılarında hissettiğim doğallığın yalnızca müziğinde kalmadığını düşündürdü. Kendisine yönelttiğim soruları içtenlikle karşılaması ve cevaplaması benim için ayrıca çok kıymetliydi.

Bu hikâye burada bitmiyor. Yeni şarkılar gelecek, “İkinci Eskiler” sahneye çıkacak ve anlaşılan Emre Aksu müziğin bir yerlerinde olmaya devam edecek. Ben de bundan sonrasını merakla takip edeceğim.

Bana bu merakın peşinden gitme fırsatı verdiği ve sorularıma aynı samimiyetle karşılık verdiği için Emre Aksu'ya teşekkür ederim.

Melih Şafak Özgür

Emre Aksu'yu merak edenler için:



 

 

3 Yorum


Bilinmeyen üye
11 Eyl

Başarılar diliyorum.

Beğen

Bilinmeyen üye
09 Eyl

Okumaya başlayınca ilk iş şarkıyı açtım. Başka şeyler söylemeye gerek yok.

Bir de, "Bazı sözlerin, yazıların ve şarkıların anlamını yazarı belirlese de karşılığını bazen zamanın kendisi tamamlıyor." duvarımda yer kalmadı.

Beğen

Bilinmeyen üye
09 Eyl

Emeğinize sağlık,keyifle okudum 🎶

Beğen
bottom of page