Sözü Dolandırmadan: BURCU ASLAN
İnsan hakkında yazılmış kısa biyografilerin raconudur: Hayatını başlıklara ayırır. Eğitim, sahne, şarkılar, kitaplar… Her şey kendi satırında derli topludur da insan o kadar sıralı mıdır?

Burcu Aslan’ın hikâyesine baktığımda konservatuvar eğitimi, profesyonel dans geçmişi, sahne deneyimi, söz yazarlığı, besteleri ve 2022 yılında yayımlanan Kanatlarım Kül adlı şiir kitabıyla karşılaştım. Bunlar yan yana geldiğinde kullanılacak sıfat da hemen beliriyor insanın aklında: çok yönlü.
Bana kalırsa “çok yönlü” sözü bir insanı anlatmaya yeterli değil. Asıl merak ettiğim yönlerin birbirleriyle nasıl ilişki kurduğu, birinin diğerinde nasıl iz bıraktığı. Bir de şu var: Birden fazla alanda üretebilmek öz geçmişte göründüğü kadar romantik midir?
Birden fazla üretim alanının peşinden gitmenin dışarıdan göründüğü kadar kolay olmadığını kendi hayatımdan da biliyorum. Bir tarafta yazarken başka bir tarafta müzikle uğraşmak, bir şeyi bitirmeye çalışırken zihnin çoktan başka bir şeye geçmiş olması ve bütün bunların arasında sürekli kendine yetişmeye çalışmak insanı zaman zaman gerçekten parçalara ayırabiliyor. Garip olan şu ki o parçalar yine dönüp birbirini besliyor.
Burcu Aslan’ın farklı alanlarda edindiklerini üretimlerine taşıyabilmesi ve disiplin isteyen bu alanları yıllardır aynı hayatın içinde sürdürebilmesi gerçekten hayranlık uyandırıcı.
Bütün bu alanların birbirine tam olarak nasıl karıştığını dışarıdan bilmem mümkün değil fakat şarkılarını peş peşe dinlediğimde elimde çok daha somut bir şey vardı: Müziği ve sözleri.
Şarkılarını peş peşe dinlediğimde ilk dikkatimi çeken şeylerden biri, günümüzde sıkça karşılaştığım agresif, yüksek sesli ve dinleyiciyi ilk birkaç saniyede yakalamaya çalışan şarkı anlayışından uzakta durmasıydı. Bende bıraktığı his daha çok 90’ların şarkılarındaki samimiyete yakın.
Burada “90’lar müziği yapıyor” demiyorum, sakın yanlış anlaşılmasın. Altyapılarda bugünün seslerini ve modern dokunuşlarını da duyuyorsunuz. Genel zemin çoğu zaman popa yakın dursa da şarkılar kendilerini tek bir türün içine hapsetmiyor. Burcu Aslan’ın alternatif tarafa yaklaşan yanını da biraz burada hissediyorum; yalnızca müziğin biçiminde değil, sözlerin tavrında da.

“Bi git başımdan”, “Kusura bakma serseri”, “Hayat böyle tatlım”, “Anlatma bana beni, sana soran yok” gibi cümleler hayatın içinden geliyor ve belki de bende 90’ların samimiyetini çağrıştıran şey tam olarak bu doğallık oluyor. İkili ilişkilerin yarattığı kırılganlık, öfke, özlem, gurur ve vazgeçememek gibi hepimizin bir yerinden aşina olduğu duygular her şarkının içinde kendi hikâyesini tamamlıyor.
Tüm parçalarını severek dinledim fakat iki tanesini ayırmam gerekirse benim için bunlar Mağlup ve Canım Öyle İstedi olurdu. Bunun nedeni büyük ölçüde sözlerinde kendime yakın bulduğum bir taraf olması.
Mağlupta ayrıca pop zemininden tamamen kopmadan vokal yorumunda duyulan hafif arabesk ve fantezi kıvrımlar, yer yer Türk sanat müziğini de hatırlatan söyleyiş ve diğer şarkılardaki sade anlatımdan biraz uzaklaşıp “suret”, “mazi”, “efkâr” gibi daha eski ve daha ağır kelimelere yönelmesi dikkatimi çekti. Şarkının hem sözlerinde hem de söylenişinde diğer parçalardan belirgin biçimde ayrılan bir taraf var ve açık söyleyeyim, Mağlupa biraz fazla takıldım. Dinlemeye doyamadım desem yeridir.
Son parçası Birbirimizin En Güzeli içinse şunu söyleyebilirim: Önceki şarkılarda sıkça karşıma çıkan “sen” ve “ben” geriliminin yerini bu kez daha belirgin bir “biz” duygusu alıyor. Dışarıdan gelen sözlere rağmen ilişkinin kendi içindeki bağını korumaya çalışan daha sakin ve daha birlikte duran bir anlatım var.
Burcu Aslan’ı biraz daha yakından tanımaya çalışırken aklımda biriken birkaç soru vardı; ben de merak ettiklerimi doğrudan kendisine sordum. Gelin gerisini ondan dinleyelim.

Hayatınızda aynı anda birden fazla üretim alanı var. Sizce bu durum insanı parçalıyor mu yoksa bu alanların birbirini beslediğine mi inanıyorsunuz?
Burcu Aslan:
Ben tüm yeteneklerimin birbirini beslediğine inanıyorum, evet. Aslında hepsini bir noktada birleştirmeye çalışıyorum. Yazdıklarım müzikle, müzik dansla... sahne deyince hiçbirini birbirinden ayıramıyorum. Bu benim için çocukluğumdan beri bir yaşam biçimi haline geldi.
2014 yılında müziği profesyonel olarak hayatınızın merkezine alma kararınız nasıl oluştu?
Burcu Aslan:
Aslında sanat serüvenim dansla başladı ama yazmak hep hayatımın bir kenarında vardı. Konservatuardan sonra dansı daha azaltıp müziği biraz daha merkeze almak istedim. Ürettiklerimi sunmaya hazır olduğumda da müzik serüvenim başladı.
Şarkı yazarken önce söz mü gelir, melodi mi yoksa anlatmak istediğiniz duygu mu? Sizde bu süreç nasıl işliyor?
Burcu Aslan:
Bazen söz bazen müzik bazen de ikisi birlikte geliyor aslında. Duygu yoğunluğuyla yazdığım şarkılar da oluyor, birden yazma hissini getiren durumlar da oluyor. Hatta sipariş üstüne yazdığım şarkılar bile var. Ya da şöyle bir şarkı yapayım diye yazdığım projesel şarkılarım da var.
Şarkılarınızı tamamladıktan sonra dinleyicinin kendinden bir şey bulmasını düşünür müsünüz yoksa bu, şarkı yayımlandıktan sonra kendiliğinden oluşan bir şey mi?
Burcu Aslan:
Şarkı yazım sürecinde gelen bir duygu bu aslında, yazarken hissettiriyorsa insanlar dinlerken de hissedebileceklerinden aynı duygudan geçmiş olduklarından emin oluyorsunuz. Şarkı yayınlandıktan sonra da zaten geri bildirimler bu yönde oluyor. Yani çoğunlukla his meselesi.
Yayımladığınız şarkılar arasında hikâyesi sizin için diğerlerinden daha özel olan bir parça var mı? Varsa o hikâyeyi bizimle paylaşır mısınız?
Burcu Aslan:
Hepsinin yeri gerçekten çok özel. Hepsi gerçek duygular üzerine yazıldı. Ama son çıkan ‘Birbirimizin En Güzeli’ isimli şarkımın yeri bende çok ayrı. Çünkü eşim Aytaç İnan’a yazdığım bir şarkı... hikâyesi bende kalsın...
“Mağlup”, diğer şarkılarınızdan biraz daha farklı duruyor. Bunu özellikle mi istediniz yoksa şarkı sizi o tarafa mı götürdü?
Burcu Aslan:
Mağlup yazdıklarımın arasında hep farklı bir yerde duruyordu. Hem pop hem arabesk hem de biraz içimi burkan bir şarkıydı. Artık tarzıma karar verdiğim noktada Mağlup’u da bu yola dahil etmek istedim. Formunu farklılaştırmış olsak da o yine kendi ruhunu koruyan bir şarkı oldu.
“Birbirimizin En Güzeli”ni yeni bir dönemin başlangıcı olarak görüyor musunuz? Bundan sonraki şarkılarınızda nasıl bir çizgi izlemek istiyorsunuz?
Burcu Aslan:
Aslında ‘Canım Öyle İstedi’ şarkımın çıkışından itibaren önceki şarkılarıma nazaran daha retro bir çizgide ilerlemek istedim; Anadolu rock, psychedelic tarz ve dinleyenlerin şarkılarımı diğerlerinden ayırabileceği bir tarz yaratmaya çalıştık. Dinleyenler de geri dönüşleriyle bunu yapabildiğimizi gösterdi. Şu an bu yolculuğun dördüncü şarkısı çıktı. Beşinci şarkı için çalışmaya da başladık. Yani sadece ‘Birbirimizin En Güzeli’ özelinde değil de genel bir proje havasında, dinleyenlerin tam bir Burcu Aslan şarkısı diyecekleri şarkılar tarzlar peşindeyim.
Sizi hiç tanımayan ve şarkılarınızı ilk kez dinleyecek birine yalnızca bir parça seçme hakkınız olsaydı hangisini dinletirdiniz? Neden?
Burcu Aslan:
Sanırım bu şarkı ‘Canım Öyle İstedi’ olurdu. Çünkü sektöre başladığım günden beri zaman zaman ben de çok da içime sinmeyen şarkılar yaptım. Evet, hepsi bence güzeldi ama benim tarzım değildi. ‘Canım Öyle İstedi’ gerçekten de canım öyle istediği için yazıp çok net bir hikâyeyi anlattığım çok sevdiğim bir şarkım.
Yakın zamanda bir konser planınız ya da sahneyle ilgili yeni bir hedefiniz var mı?
Burcu Aslan:
Evet, en yakın konserim 3 Ekim'de Almanya Frankfurt'ta olacak. Onun dışında yurt içi ve yurt dışı henüz tarihi kesinleşmemiş konser takvimimiz var.
Profesyonel dans geçmişinizde yurt dışında da birçok sahnede yer aldığınızı biliyoruz. Dans hâlâ aktif olarak hayatınızda mı, bugün de dans gösterilerinde sahne alıyor musunuz?
Burcu Aslan:
Dans hayatımın önemli bir kolu ama şimdi müzik zamanı. Dans geçmişimde çok iyi platformlarda işimi icra ettim ama artık benim için tamamen müzik var. Tabii dansımı da sahne şovlarımda kullanıyorum zaten. Bu artık benim için birbirinden ayıramayacağım bir durum. Ama kariyer olarak sadece müzik.
2022’de Kanatlarım Külü yayımladınız. Bundan sonra yeni bir şiir kitabı, roman ya da farklı bir türde kitap yazmayı düşünüyor musunuz?
Burcu Aslan:
Kanatlarım Kül benim için çok özel bir deneyimdi. Hâlâ bir şeyler yazıyorum ama aklımdaki ve kalbimdeki hayata geçirmek istediğim kitap babamın yazdığı kendi hayat hikâyesi. Dilerim gerçekleştirebilirim.
Hayatınızda sizi en çok değiştiren dönem hangisiydi?
Burcu Aslan:
Maalesef 2012'de ablamın vefatı benim hayat dinamiğimi, bakış açımı tamamen değiştirdi.
Ve gelelim özel soruya: Sizi tanımayan insanların hakkınızda en çok yanıldığı şey nedir?
Burcu Aslan:
Dışarıdan çok sert göründüğümü söylerler ve tanıyınca da nasıl böyle düşündüklerine şaşırırlar. Eğlenceli ve komik biri çıkmam onlara bonus oluyor.
Burcu Aslan’a sorularıma verdiği içten ve samimi cevaplar için teşekkür ederim.
Önünde 3 Ekim’de Frankfurt’ta vereceği konser ve tarihleri henüz kesinleşmemiş yurt içi ve yurt dışı sahneleri var. Yeni şarkılar üzerinde çalışmayı sürdürürken yazmayı da bırakmış değil; babasının kendi hayat hikâyesini anlattığı ve bir gün hayata geçirmeyi istediği özel bir kitap çalışması da aklında.
Yazının başında “çok yönlü” sözü bir insanı anlatmaya yeter mi diye sormuştum. Burcu Aslan’ın cevaplarını okuduktan sonra aynı yerdeyim: Belki mesele kaç farklı alanda üretildiği değil, bütün bu alanların aynı insanın hayatında birbirinden ne kadar ayrılabildiği.
Burcu Aslan’ın bundan sonra neler yapacağını ben de merakla bekliyorum.
Melih Şafak Özgür
Burcu Aslan'ı takip etmek isteyenler için:
Maşallah 10 parmak 10 marifet dediklerinden...